YURTDIŞI TESCİL

Yazdır PDF

Marka, patent ve endüstriyel tasarım tescillerinde mülkilik esası geçerli olduğu için Türkiye’de korunan bir hakkın aynı şekilde yurtdışında da korunduğu söylenemez. Zira haklar ancak tescil edildikleri ülkelerde, o ülke kanunları çerçevesinde korunmaktadır.
Türkiye’de tescilli bir marka, patent ya da tasarımın yurtdışında da aynı şekilde korunması mümkündür. Korumanın başlaması için tescil ön şarttır. Bu yüzden Türkiye dışında faaliyeti bulunan veya faaliyete başlamayı düşünen şirket veya şahıslar, marka, patent ve endüstriyel tasarımlarını yurtdışında tescil ettirmelidirler.

Marka tescilinde Madrid Protokolü ve Avrupa Birliği Markası (CTM) prosedürleri, Endüstriyel tasarım tescilinde La Hay ve Avrupa Birliği Tasarımı, Patent tescilinde Avrupa Patenti ve Patent İşbirliği Anlaşması (PCT) çerçevesinde yapılan müracaatlar hem maliyetlerin düşürmekte hem de tek bir müracaat ile birden fazla ülkede hak tescili sağlanabilmektedir.
Madrid Protokolü’ne Türkiye 1999 yılında taraf olmuştur. Bir ülkenin Madrid Protokolüne üye olması o ülkenin dışa açılmasında önemli göstergelerden biridir. AB ülkelerinin tamamının aynı zamanda Madrid Protokolüne üye olduğu, Avrupa’da protokole üye ülkenin neredeyse bulunmadığı düşünülürse protokolün ne derece önemli bir entegrasyon sağladığı anlaşılacaktır.
CTM yani Avrupa Birliği Markası henüz Türkiye’den direkt başvuruya kapalı olsa da vekil aracılığı ile başvuru yapılabilmektedir. Türkiye’nin AB üyesi olması ile artık Avrupa Birliği markaları konusunda farklı bir düzenleme yapılmasına gerek kalmayacaktır. Endüstriyel tasarımlar bakımından La Haye protokolü ve Topluluk Tasarımı Markadaki Madrid Protokolü ile Topluluk Markasına Karşılık gelmektedir.
Patentte ise PCT ve Avrupa Patenti başvuruları benzer başvuru yollarıdır. Tüm bu başvuru yollarında ortak nokta hem WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı) hem de Avrupa Birliği bünyesindeki kurumlar (EPO, OHIM) tarafından çifte tescil yolu öngörülmüş olmasıdır.